29 Haziran 2016 Çarşamba

Oh, bebeğim.




Bundan yıllar önce kendini tek kelimeyle anlat deseydiniz ? Diyebileceğim tek şey- Başına buyruktu sanırım. Aradan yıllar geçti. Geçen yıllar resmen beni törpüledi. En sevdiğim bu özelliğimi anneminde hastalığıyla bir kenara bırakmak zorunda kaldım.

Geçen seneleri düşünürken, aklıma lise bir de yaşadığım bir olay geldi. O zamanlar tüm anormal öğrencileri bir sınıfa toplamışlar. Ki şimdilerde o öğrencilerin hepsi çok iyi yerlerde. Öğretmenler derse girmek istemiyor. Her sınıfa girişlerinden bizden nefret ettiklerini söylüyorlar. Buna istinaden sınıftakiler gerçekten zeki çocuklardı. O yaşta siyasetten, edebiyata herşey hakkında fazlaca bilgileri vardı. Tek sorunumuz fazlaca yaramaz ve başımıza buyruk olmamızdı. O sene sınıfa bir kız geldi gözlüklü falan tipik köylüde bir ismi var.  Nasıl sessiz, iyi niyetli, paylaşımcı falan. Herkesle iyi anlaşıyor kızla bende baya dost oldum. Derken herkes kızdan bir anda uzaklaştı bende pek sebebini anlamıyorum. Meğer bir dedikodu furyası koptu. Kız şizofreniymiş. Diğer okulundan millete yaptıkları yüzünden sürülmüş. Tatatam normal ne arar bizde ? Bende sınıftaki tüm kızlarla aşırı iyi anlaşıyor ve seviyorum. O dönemde lise hayatım boyunca asla vazgeçmeden seveceğim platonik aşkımla tanışmışım. Yok böyle heyecan onu görünce soluk borum tıkanıyor. Hele bana doğru baksa yerlerdeyim. Bu şizofreni dedikoduları benim kulağıma gelmeden biz kızla bir içli dışlı olduk. Bana orjinal forma almalarmı dersiniz. Hediyelere boğmalar mı dersiniz. O esnada sınıfta çok güvendiğim bir arkadaşım daha var. Şizofreni olan kız bana habire o kız için bu kız senin platoniği seviyor, buluşuyorlar bla bla bla diyor ama bunun önüne geçemiyorum. Sabah, öğle, akşam kulağımda hep bu olay dönüyor.  Bende kızı normal sandığımdan bir parça ciddiye alıyorum o sıra. Dolduruyorda dolduruyor ama nasıl acı çekiyorum. Tarifsiz. Bitiğim. Neden bana bunu yaptığını anlamıyorum. Çünkü en başından beridir herkes biliyor mevzuyu ki o en iyi bilenlerden, gururumdan soramıyorum her gün böbreğimi söküyorlarmışçasına üzülüyor, ağlıyorum. Derken kız ondan uzaklaştığımı ve hakkındaki dedikoduları duydu. Çıkış saati tüm öğrenciler çıkarken beni kapıda yakaladı.'Biraz konuşalım mı?' dedi. Kabul ettim. Başladı anlatmaya öyle bir şey yok dediği an ona tüm kalbimle inandım. Belki doğruydu şizofreninin dedikleri, durmuş saat bile günde bir kere doğruyu gösterirdi ama ben İNANMAYI tercih ettim. O kapıdan çıktığımda kalbimde asla şüphe taşımadım. Yıllar geçti ardında. Bir kere pişman olmadım.
Ama yeni yeni anlıyorum ki bazı şeyler insanın tercihidir. Kişi size inanmayı seçtiği ölçüde inanacaktır. Güven dediğimiz şey bizim verdiklerimizden çok onun belki aldıklarıdır.

Güzel tercihleriniz olsun.

3 yorum:

  1. insan canı sıkılınca gelip senin blogunu okumalı be zoka :) şuncacık bir yazıda kaç duygu yaşattın bana, neyse ki sonu güzel oldu :) o kız cidden senin platonikten hoşlanıyo muymuş peki accuk dedikodu yapalım :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldin poşetciğim :) başkalarındanda duymuştum bunu ve belirtileride var gibiydi. Ama bir çoğumuz bunu yapmıyormuyuz. Bazı şeylerin yalan olduğunu bile bile inanmayı tercih ediyoruz.

      Sil
  2. Hep kendimi hayal ederdim. Şizofren olsam nasıl olur du diye
    Arkadaşın olmasida farkliymis. Ama hangimiz yaşamadık ki bunu sevdiğin insanı bir başkası seviyorsa ne yapar ki insan :)
    Şuradan bir dizi çıkar yemin ediyorum. :)

    YanıtlaSil