18 Haziran 2016 Cumartesi

Minicik kaldırım taşı Pırlantaya mı karşı ?!





Acilen arabamı geri almalıyım.
Ben bir toplu taşıma özürlüsüyüm.
Adres bulma konusunda başarılı bir insan evladı değilim. Durakta beklemekten nefret ediyorum. Şoföre bir şey soraraken ağlıyorum. Yani güzel geçicek tüm seyahatlerimi durakları geçerek, uyuyakalarak, yanlış yerde inip geri dönemeyerek heba ediyorum. Bir kere her seferinde kayboluyorum.
Kaç buluşmaya geç kalındı bu yüzden. Birde öyle bir yol tarifim vardırki inanın yolunu bilen insanı şaşırtırım. -denenmiştir-
Kaç arkadaşımı kaybettim be ben bu yolla. Allahtan monçiçi bir suratım varda dayak yemeden atlatabildim. Birinin bana adres sorması en büyük korkum. Aslına bakarsak bir yandanda iyi gibi, asla annem gibi olmayacağım. Babamın nereye dönmesi gerektiğinden, hangi yoldan gitmesine kadar karışıyor. Hiç bir zaman copilot olmayacağım :)
Her yere ama her yere  birileri tarafından götürülmüş beyin özürlüsünün hazin sonu!..



Evet bir sigara daha yakalım. İkinci sekmedeki sitenin yan tarafında gecelik reklamları çıktı. Şu kızlara bunlar ne güzel yakışıyor. Bende neden dolmalık bibere dantel geçirmiş gibi duruyor!!!


İnanın bende zerre kibarlık yok. Yapmacıklıktan nefret ediyorum. Bir kere her yerde söylerim bana duygusal kelimeler kullanmayın yada gözlerime bakarak ağlamayın. Yani odunum ben, ne yapacağımı karıştırıyorum.
Allahım neden bende zerre zariflik yok! Gıdım edebiyatvari konuşabilen biri değilim. Banada bu şekilde konuşulmasını hiç etik bulmuyorum. Bir kere gülesim geliyor. Geriliyorum. Şiir mi okumalıyım acaba? Teşekkür mü etsem ? Ağlasam mı şimdi ? Bu insan şimdi benden ne bekliyor diye şiiri, duygusal sözleri yada ağlamanıza odaklanamıyorum.
Elbette bende şiir severim ama sayfalarda. Kirlenmiş ağızlardan, zerre hissetmedikleri şeyleri duymak bana komik geliyor. Herşeyi olduğu gibi şiirleri de mahvediyoruz.

Ben ruhum gereği sevdiğim insanlarla ne aşırı duygusal olabiliyorum, nede ağız dolusu kavga edebiliyorum. Ne kadar mütevazi bir yapıya sahip de olsam, çoğu kimse tartışırken kesinlikle kibrimle savaşmak zorunda kalır. Ama bunu asla sevdiğim insanlara yapamıyorum. Onlarla kavga etmek bana hep ilişkiyi kirletmek gibi geliyor. Mevzu o raddeye gelmesin diye aklımı oynatıyorum. Telefonlara bakmıyor, mesajlara cevap vermiyorum.
Ama o kavga edilecek. İşte bu durumda da tüm bağları kesiyorum. Çünkü karşı taraf benim en temiz gördüğüm bağımı artık kirletti. Yok öyle ağzıma geleni söyleyip yoluma devam edeyim, yapamıyorum.
 Çünkü benim o yüzüm çok sert millattan öncesinden tutunda, en zayıf noktasına kadar vururum. Bir kırılırsam, on kırarım.

Sevmediğim biriyle bir zamanlar aynı yerde çalışmak zorunda kalmıştım. Ama aşırı sevgiyle başlayan muhabbet bir anda karşı tarafın gereksiz çıkışları ve kötü niyetiyle toplanamaz hale gelmişti. Nefes alamıyorum onu görünce, üstelik birde işe ihtiyacım var diye pat diye de çıkamıyorum.
Bir sabah aynanın karşısına geçip kendime;
'Ah.. Ama ben x le birlikte çalışmak zorundayım ve..'
derken buldum. hemen kendimi toparlayıp, sesli şekilde;
Paniğe kapılmamalıyım. Ben kendine güvenen, açık fikirli, duyarlı, gerçek bir kadınım. Kişilik bilincim dünyevi başarılarımdan değil içimdeki güçten kaynaklanıyor. Ben kendine güvenen, açık fikirli.. Of lanet olsun..
demedim tabiki. Tam olarak;

'Yanlış yoldasın şeker kız. O seninle çalışmak zorunda, ona cehennemi yaşat.'

Bana yapılan kötülüğe daima..
Kötülük yaparım.
Ayrıca aşırı nefret eder, daimada arkasından söverim.
Gözlerinden öptüklerim.


2 yorum: