20 Şubat 2016 Cumartesi

Hatun kişilerin aşk periyodu




(Sanırım beni kimse böyle sevmedi. İliklerime kadar sevildiğimi hissediyorum.)



Aşk en büyük sınavımız. Evren üzerindeki en ağır sınavlardan biri. Anlamsızca hayata bağlarken hayattan koparabilme ihtimali taşıyan, büyüttükçe kendi sonunu hazırladığın ağır bir gidişat.

Aşk; büyüttükçe ölmek gibi..




Hepimiz en az bir kere arabeske bağlayıp;
'Lanet olsun bu sevgim, lanet olsun bu hayat ben seni çok sevmiştim, sen bene neden böyle yaptın?'
demişizdir.

Hepimiz en az bir kere harcamamız gereken zamanı ve sevgiyi hiç değmeyecek biri uğruna çöpe atmışızdır. Bu yüzden hayat bize daha garantici olmayı öğretmiştir.
En büyük hatamızda bağlanmayı aşk sanmamızdır. Bu yüzden gerçekten sevmemiz gereken kişiyi bulamayıp, bağlandıklarımızı yada alıştıklarımıza tutunmuşuzdur.

Oysa yeni yeni anlıyorum aşk tamamen özgürlükten ibaretmiş.

Yaşadıklarımız ve gördüklerimizden dolayıdır belki zamanla bir çoğumuz aşık olma becerimizi yitiriyoruz. O duygunun yerine kendimizi güvenceye alacağımız başka şeyler koyuyoruz.
 Lisede tuvalete giderken karşılaştığın o çocuk için hissettiklerin, o platonik ilk aşkın, kalbinin ritmini değiştiren o bakışmalar sanırım bu yaşlarda yaşanmıyor, yaşanmayacak.
Filmlerin başrollerini verdiğin, en güzel şarkıları hep ona armağan ettiğin o yıllardaki aşk mı heycan mı bilemediğim o his topluluğu asla bir daha bir araya gelmiyor.

Aşk bir şekilde başka birini çıkarıyor insanın içinden, bambaşka bir kişiyle tanışıyorsun. Sahip olma ve kıskançlığın tortusuyla -bunu yapmam- dediğin ne varsa hepsi peşi sıra geliyor.

Bu yüzdendir çoğu hatun kişiyle beraber bende, ne zaman aşık olacağımı anlasam. Çamura yatarım.
İşi, gücü, kariyeri, benden öncesi, bana vaad ettikleri, arkadaşları, konuşması, ailesi, hastalıkları..
Tek tek didiklenir, bir bahane bulup kaçmak için.

Benki çok garanticiyim. Sonunu görmediğim bir yola çıkmam. Yarını tehlikeliyse o işe kalkışmam. Gereğinden fazla hissiyata sürükleyecekse bağlanmam.
Yani benim için birini sevmek çok güzel ve anlamlıyken biriyle bir bağ kurmak o denli zor ve imkansız. Üstelik ben konformist bir kediyken.
                                 

                                                 (Konforda dünya markasıyım)


Size oluyormu bilmiyorum. Kaybetme korkusu içine girdiğim kişileri sevmek imkansızlaşıyor. Bağlanmaktan ve ansızın gitmesinden çok korktuğum içindir sanırım kendimi sürekli geri çekmeye çalışmam. Daha az konuşuyorum, daha az vakit geçiriyorum yada aramızda olan bağ her neyse onu yıkmak için uğraşıyorum.


Biri için uğraş desen parmağımı bile kıpırdatmam. Asla yapmadım aslada yapmayacağım. Teşebbüs ettim elbette ama 'kimse rahatımdan önemli değil' mantığı daha ağır bastı. Yani rahatım kaçacak diye aşık olmuyorum kimseciklere.
Üstelik hayatın bir gerçeği varki ve ben buna tüm gönlümle inanıyorum. Bizi sevmek isteyen böylede sever.
Ben insanlardan birşey beklemiyorsam insanlarda benden birşey beklememeli. Neden bir ilişki için uğraşan çoğu zaman, sıksık hatta sürekli kadın oluyor ?

Ve bunun karşılığında duyduğum açıklama cidden sinir bozucu;

'Çok şükür aldatmıyor ya ' aldatmasında adam canımızı okusun. Dünyayı dar etsin, kendisi sefasını sürdüğü şu dünyada, her lafıyla bizi eleştirsin, aşağılasın neden ALDATMIYORSA..
Çekelim tabi.

Yani ilişki kriterleri miğde bulandırıcı.


Hatun kişi olmak nerde ağlayacağını bilmekle başlar.

Ben ve benim gibi güçlü olmak için anlamsızca savaşan kızlar salya sümük olsalarda asla bunu yansıtmazlar. Ama hatun kişiler bu kozu nerde oynayacaklarını çok iyi bilirler mesela haksızsa ve o konuşmayı uzatmak istemiyorsa, gerekli açıklamayıda yaptığı halde konu iyice b*ka sardıysa salıverir o mucizevi barışma kozunu. Sonrasında gelsin pişmanlıklar.
 Hele annesine de düşkün biriyse çocuk, dilediği kadar haklı olsun iki gözyaşıyla tüm olanı unutup hatunu ağlattığı için kendini suçlar.

Bir diğer kız gruplarında mevzu şu şekilde seyir etmektedir;
Şuan haksız olabilirim ama bir saniye ver ben nasıl üste çıkacağımı biliyorum.
Erkekler, bu gruptaki hemcinslerim (ve benim için) Ne olursa olsun, asla haklı değil, olmayacak, olması mümkün bile değil. Bir kere haklı olduğunu düşündüğünü belli edersen o adam bunu kesin ömrü boyunca 'aha yine lafıma geldin kızım'a döndürecek.
Bu da hayatını 'akşam playstation mı oynasam, bizimkilerle okeymi çevirsem' diye düşünen bir adama bırakmış olman anlamına gelir.

Ama yinede bazı bazı işin içinden çıkamadığınız zamanlarda ağlayın kızlar. Buda haklı çıkmanın daha akıllıca yolu :)


Bugün bu konuya değinmemin sebebi azmin zaferidir. Kadın olsun, erkek olsun gerçekten biri sevip uğraşırsa sonuç başta ne olursa olsun bu oyunu kesinlikle o kazanır :)





















5 yorum:

  1. Sen şimdi aşık mı oldunnnn:)))O da sana aşık mı oldu:)))Aman da aman...Bu film bu sene,izlenme rekoru kırar, ben sana söyliyim Zoka kardeş..❤����Sondaki kalpleri gördün mü?Bunlar sana gelsinn.Hadi hayırlısı olsun inşaallah:)))(yanlış anlamadım demi? )

    YanıtlaSil
  2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  3. Bu sene bu filmi izleyelim o halde 🙈 bu kalplerde benden sana gelsin 💖💖

    YanıtlaSil
  4. "Lanet olsun bu sevgim, lanet olsun bu hayat ben seni çok sevmiştim, sen bene neden böyle yaptın?" kısmında gerçekten patlattım kahkahayı çok iyi denk gelmiş çokta doğru :) Sen bene neden böyle yaptın demek istediğimiz insanlar oldu tabi, ondandır böyle kimseyi sevemeyişimiz.. O his topluluğunu yakalayabilmek artık zor olsa da belki bir umut.. Aynı hislerle sevemesek de kırıldığımız yerden onarılırız belki de..
    Yazına bayıldım, ellerine sağlık :)

    YanıtlaSil
  5. Bizi yıkmayan acı bizi güçlendirir deyip umuda sarılıyoruz her seferinde :) Öpünce geçen cinstendir umarım kırıldığımız yerler, prens öper ve prenses herşeyi unutur. teşekkür ederim akela :)

    YanıtlaSil