23 Ocak 2016 Cumartesi

Annesinden Allahtan daha çok korkan ılımlı müslüman murtaza



Saçlarımı kestim. Hiç kırılmadan tırnaklarımı uzattım. Yapamam dediğim ne varsa bir adım attım.



O an konuşup, onu yerle bir edebilirdim. Ama sustum. Ne zaman konuşmam gerekirse hep sustum. Belkide bu yüzden hep kaybettim.

Ben dikkat ettimde kimi kırmam gerekirse hep ona sustum. Sabır denen şeyi heybeme öyle bir doldurmuşumki, tahammül eşiğim o kadar yüksekmişki ruhumu olan biteni sadece seyredip susacak kadar özgür bırakmışım.

    Ezik olabilirim yada küçükken sevilmemiş belki bir parçada fakir, belkide ezikliğimi insanlar üzerinde gidermeye çalışan bir asalak. Ne olduğumu asla bilmiyor ve bilmeyeceksiniz. Belki küçükken tacize mahruz kaldım, belki hiç sevilmedim, belkide hep sevildim.
 Belki senin gibi küçük sıkıntıları dert edip en sevdiğim dediklerimi kırdım döktüm.

Bilmiyorsunuz.
Ama sen asla beni bilmeyeceksin!

Asla beni tanıdığınızı iddaa edemezsiniz.

İçimi en derini, ne düşündüğümü, nasıl hissettiğimi.



Beni mutsuz eden insanlardan ve ortamlardan ölürcesine kaçıyorum. Bugün kaçış sebebimin bu olabileceğini düşünmezdim. Ama soluksuz uzaklaşmak istiyorum.



Kimseyi hassas göbeğinden vurmak benim harcım değil. Bunu hiç yapmadım, hiçte yapmayacağım.
Burda eksik, hakaret, hata yazmayacağım.

Ama varsayalımki bir yerde yeniden karşılaştık bana sebebi sormak için geldiğinde, geldiğine pişman olacağın ölçüde konuşacağım.

...


'Ruhuma dokunan insanları biliyorum.
Konuştuğumda gözleri gülen
ve
beni olduğum gibi seven...'


Bir insanın diğer bir insanı, hemen hemen hiçbir şey yapmadan, bu kadar mesut etmesi nasıl mümkün oluyordur ?
Hani insan çoğu zaman kendini unutmak ister ya. Öyle bir halki bana kendimi unutturuyor çoğu zaman.

Kafamda beliren bu saatte sadece bu soru. Maddi ve somut olarak hiç bir gösterge yokken nasıl beni böylesine mutlu edebiliyorlardı ?

Buna cevap niteliğinde;

'Nefret ettiğimiz şeylerden bahsetmek kolay ama bazen bir şeyi tam olarak niye sevdiğimizi açıklamak zor oluyor.'
Dostoyevski

Birini yada bir şeyi neden sevdiğini anlat deseler nasıl anlatabilirdik?
Hangi kelime ifade etmeye yeterdi.
Nefret etmek kadar kolaydı herşeyi tarif etmek oysa sevmek kadar zor bu durumu anlatmak.



Hayatımda iki grup insan var. Bir insan olarak sevdiğim fakat önemsemediğim. İki insan olarak aşık olup ölürcesine önemsediğim.

Fikirlerimde öyle sabittimdirki ancak aşık olduğum insanlar beni etkileyebilir.

Bu önemsediğim insanlar (biraz ayıp olacak ama) odada tuvalet yok zoka hadi bi tuvalet işlemi gör yavrum deseler bunu gururla yapacak kıvamda severim. Çünkü ortam yok. Ayarsızım.

Yine bir kenara not ettiğim bir şey varki..
'Bu kadar kolay affetme kimseyi. Sonra insanların 'nasıl olsa var'ı oluyorsun.'

Oysa ben asla affetmem.
Asla.
Sadece beklerim, bir parça sabredirim.
Hayal ederim.
Düzeltmeye çalışırım.
Bolcada severim.
Baktım olmuyor.
Ölürcesine nefret ederim.
Ama asla affetmem.

Demek istediğim o ki biz insanız bu ölçüde kızabilir, kırılabilir, hatalar yapabiliriz. mükemmel olduğumda değil düştüğümde, kırıldığımda, yaralandığımda benimleysen benimsin.

Yok sen kenarda bekle yaran geçsin sonra kaldığımız yerden devam ederiz diyorsak he işte tam burda yollarımız ayrılıyor.

Çünkü ben çevremdeki insanların dertlerini dert bilip çözüm üretmek için varımla yoğumla uğraşan biriyim. Birine dert anlatmaktan çok, dert dinlerim.
Hayatımı hep birilerinin hayatlarını düzeltmeye, ışık saçmaya, kaldırmaya, güçlendirmeye yani kısacası her anında yanında olmaya adamış biriyim.

Hem sevmeyip hem sevgi beklemekte zamanen modası oldu. Gıdım sevmeden sonsuz sevgi beklemek ne komik. Oysa sevilmeye ihtiyacı olan yaralı olan ben değilim.
Vermediğin birşeyi bu denli kuvvetli almak istemekte ilginç.

Çünkü benim yaramı;
 aslolan yaranın sahibi bile gelse kapatamaz. O denli hayatıma nüfus etmiş, beni ben yapmışki iyileştirme fikri bile beni deli edebiliyor.

Tüm insanlar,
'Bugün varsınız yarın bi'ihtimal.'

Dikkat ettiğim ve inandığım tek felsefe var özür dilemeyi, sevdiğini söylemeyi, şefkat ve enerji vermeyi bilen insanlar. Onlar iyiki varlar.

'Böylesine güzel bir gökyüzü altında, bu kadar kötü insan nasıl yaşayabiliyordu?'




























2 yorum:

  1. ''Demek istediğim o ki biz insanız bu ölçüde kızabilir, kırılabilir, hatalar yapabiliriz. mükemmel olduğumda değil düştüğümde, kırıldığımda, yaralandığımda benimleysen benimsin.''çok güzellll....seni tanımıyorum ama bu seni sevmeme engel değilll.

    YanıtlaSil
  2. yorumlarını özlüyorum. Bende seni seviyorum :)

    YanıtlaSil