22 Aralık 2015 Salı

Kanka boşver ya; soranlara 'o cocuk geceleri namaz kılıp, başörtü takıp ağlıyordu' deriz.



Galiba akıllanıyorum.
Ne merdivenden düştüm ne uykusuz işe gittim.
Benim için (blogu okuyanlar bilir) cuma gecesi parti gecesidir . Bu cumada kızlarla buluşup tiyatroya gidip, gecesinde hamsinin evine geçtik, öyle enfes bir geceydiki..  Gittiğimiz tiyatronun ismi 'Araba sevdası' eminim hepinizin bundan yana minimum, çoğunuzun maximum  bir bilgisi vardır. Bihruz bey, sarışın hanım, keyfi bey  belirli karakterler.. 

Bilin bakalım sevgili dostlarım bu karakterlerden hangisini benle eşleştirdi ? Keyfi beyi!! neden dersiniz adamın ağzı mükemmel laf yapıyor. Küçük emrahı, Brad pitt diye rahatlıkla kakalar. Bizde satış kökenli ve fazlaca kitap ehli olduğumuzdan ağzımız biraz laf yapıyor olabilir. He bide bunu 'kanka bak şu şerefsiz aynı sen' eşliğinde söylemeleri yalan söylemiyim hiç zoruma gitmedi.
Kendimi biliyorum.. 

Bide bihruz bey varki 'Aman tanrım dirsiniz' kafasında senaryolar kuruyor, kurduğunada inanıyor. Aşk böcüğü gibi ordan oraya dolanıp duruyor tiyatro boyunca. Her an evlendi, evleniyor, evlenecek..
Peki bu kimdi dersiniz ? 
Mavilerden kıymetli premses. Bir insan bir insana ancak bu kadar benzeyebilirdi dedik. 

Gecesinde yalan olmasın 1 kg ya yakın ciğköfte alıp hamsilere geçtik güzel dedikodular eşliğinde geceyi en azından ben 3:30 gibi sonlandırdım. Kızlarla dedikodu yaparken milletin her açığını twitterdan yayan Erol köse gibi hissediyorum kendimi.  Elimden geldiğince profosyonel ama bir o kadarda çirkef. Ya bu dedikodu denen şey tüm acıları unutturuyor.

özür dilerim Allahım.
...

Bir acıyı yaklaşık 3 günden fazla ta-ka-mı-yorum. Bunu defalarca denedim en fazla 3 gün. Üç günün sonunda kalbime bir umut doluyor, efendime söyliyim bir mutluluk kıvılcımları, etrafta bir sevgi pıtırcığı şeklinde dolaşmalar falan, anlayacağınız yapıma ters takamıyorum. Birde bir durum varki ben ne kadar gizlemeye çalışsamda 'feminist' olduğum gerçeğiyle sürekli dipdibeyim. Dostlarıma anlattığım olaylar karşısında yaptıkları bu çıkarımların, gecesinde 'yok töbe ben feminist falan değilim, evlensem kocamın ayağını bilene yıkarım' desemde içimde kaynayan bu feminist kanını kabul etmem gerekir. 
Bu da hayata karşı 'o kim köpek bee' bakışımı oluşturuyor.  
Kızların bana yaptığı yorumlara hiç takılmıyorum. Gerçi çoğu kızda beni çok sever. Ama yorum yapan bir erkekse bir kere 'mal mal gonuşuyo gene' şeklinde bir yaklaşımla dinliyorum. Bir erkeğe saygı duymam benim için efsanevi bir olay. Bazılarının bunu kazanmak için hiç birşey yapmalarınada gerek yok. Tamamen kendi olması yeterli. Bazılarıda kırkyıl uğraşsa töbebillah saygının s'sini duyamıyorum. Birşey yapmıyorum elbette fakat içten gelen bir ezikleme oluyor bunu gizleyemiyorum. Birde çok çok nadir olsada saygı duyduğum halde beni attan düşmüşe çevirenlerde olmuyor değil. Adamdan mesaj gelince yada bana ciddi bişey anlatırken elim ayağım saygıdan, güvenden, tüm iyi duygulardan birbirine girerken, yaptığı salaklıklar sayesinde tüm bu hisleri tepe takla ettikleride oluyor.  
Bazen buna üzülsemde hemencecik geçiyor.

thanks god. 
İyiki böyle yarım akıllıyım.


'Aman be..' diyorum 'Bir elimde cımbız bir elimde ayna, umurumdamı sanki bu dünya'

Bu süreçte dirilişi, silkelenişi hepsini yedim, sanırım onlarıda yedim. 


Her ne kadar bugünün şarkısını 
'Sanki bugün son günmüş gibi dolu dolu yaşamak istiyorum ben. Her ne çıkarsa yoluma selam verip yürümek istiyorum ben.' olarak şeçmek istesemde içim tamamen;

LMFAO - Sexy and I Know It






















1 yorum: