26 Kasım 2015 Perşembe

Yook yok geçti tamam geçti.






Çeyiz alışverişinde bulunmama annem çok kızıyor. 'Daha aday yokken ne alışverişi yeeeaaa' diye diretsemde 'gısssım al, al yarın zorlanma' diyor habire.
Yav ben yarın evleneceksem bırak anam çeyizsiz evlenirim. Ben daha koca bulcamda, aşık olcazda, onu kandırcamda,  evlencezde. Oy bu süreç bile beni şuan yordu.

Bizim bir arkadaşımız vardı zamanın birinde, bunun yaklaşık bir sene süren bir ilişkisi vardı. Çocuk buna evlenme teklif edecekti. Doğum gününe yakın heycanla bekliyoruz. Ama hala beklemekteyiz bir gün bizimkilerle oturuyorlar telefonu çalmış bunun sessiz sessiz konuşmuş telefonla, tabi herkesin dikkati bunun üzerinde zavallım telefonu kapatınca, bizimkiler kimle konuştuğunu sormuşlar söylememiş, kızlar ısrar edince 'sözüm için fotografçı ayarlıyorum' demiş. Tabi bizimkilere söyleyemiyor çünkü böyle bir malzeme kaçarmı ? yıllardır hafızamıza çakıldı. Yaklaşık bir sene boyunca popüler dalga malzememiz oldu.
İşin komik tarafı ortada ne evlenme teklifi var ne söz durumu ne ailelerin haberi...
Zaten bu olaydan bir kaç hafta sonrada ilişkileri bitti.

Yani ah anam o adamı buluyımda ben, çeyiz onun köpeği olsun.


...


Geçermiş gibi olup geçmeyen herşeyin Allah cezasını versin. Sizede oluyor mu bilmem ama ben hayatımda ne zaman bişeyler ters gitse yada bişeylere çok kızsam hemen suçu eski sevgilime atıp ağzıma geleni sayıyorum içimden. Bazen dışımdanda saydığım oluyor.

Bana göre eski sevgililerin yaşaması kabahat. Eski sevgili denen o cinsin hayattaki tek amacı sizin ne kadar mutlu olduğunuzu görüp acılar içinde kıvranmasıdır.


Abim yedi senelik kız arkadaşından ayrılma arifesindeyken çok değişmişti. Tamamen sinirli bir adam olup çıkmıştı. Sürekli onunla konuşuyordum ama buda yetmiyordu. Arabadaki o duygusal krizlerini hatırlıyorum. İnsanın içinden çıkamayacağı duyguları yaşaması ne garip beynin devre dışı kalıp sadece acıyı kalbinde hissetmek . Ve bunu bize yaşatan insanın bundan zevk alıyormuş gibi devam etmesi eziyetin ta kendisi. Ve senin bir kardeş olarak buna yapabilecek hiç birşeyinin olmaması. O kızı öldürmek istediğim çok sabah olmuştur.
Bir konuşmamız esnasında bana 'zoka anlamıyorsun, resmen senelerce uğraşarak inşa ettiğim o bina tek hamlede yıkıldı.' demişti. O betimleme hep gözümün önüne gelir. Senelerce bir beklentiyle o tuğlaları tektek yerlerine oturtuyorsun. Olmuyor bir daha bozup tekrar yapıyorsun. En sonunda tüm bina bitiyor, tüm şehir oturuyor bu seferde binanın ortağı senin ne emek sarfettiğini görmeksizin yerle bir ediyor senin göz nurunu. Ve sen ona tek bir kelime edemiyorsun. Çünkü gitmek istiyor. Çünkü seni istemiyor.

Sen severek inşa ederken, onun ne ara bu binadan vazgeçtiğini düşünüyorsun.
Şimdi bir daha hangi güçle bir bina inşa edebileceğini, aynı hevesle uğraşacağını, nasıl herşeye sıfırdan başlayacağını düşünüyorsun.
Hayallerin, umutların, beklentilerin hepsi tektek seni bırakıyor.
Kandırıldığını düşünüyorsun. Ne ara karar verdi acaba ayrılığa ne ara vazgeçti benden.
Bu süreçte normal hayatına nasıl devam edebiliyor insan kesinlikle 'aşk acısı izni' diye bişey olmalı.

Resim yazısı ekle

Nikonun çok tarz lafları vardır. Bir keresinde bana 'o beni sevdiği kadar onu seviyorum, beni az sevdiği anda bende herşey biter.' demişti. Ne kadar güzel bir özellik değilmi?
Neden benim değil.
Ben hiç onu karşıya göre ayarlayamıyorum. Hatta çoğu zaman ben onu çok seviyorum diye onunda beni çok sevdiğini düşünüyorum. Sonra devekuşu misali kafamı topraktan bir çıkarıyorumki gerçekler burnumun dibinde.
Birinin benden soğuma evresini eğer birazcık takabiliyorsam; bu evre benim aşkımın doruk yaptığı ve üzüntüden geberdiğim evreye denk geliyor.
Karşı tarafın soğuk davranışlarına o huysuz konuşmaları kalbime pıçak misali saplanıyor.

Yinede tabiki dostlar Allah uçak kazası vermesin gerisi halledilir.

















Hiç yorum yok:

Yorum Gönder